Mükemmel İyinin Düşmanı Olmasın

İş hayatında mükemmeli yapayım derken işi bitiremeyen veya iyiyi beğenmeyip, mükemmelin zorunluluk olmadığı hallerde, yine de mükemmeli talep ederek motivasyonları bozan kişilere denk geldim.

Şanlıyız bir çoğumuzdan mükemmel talep edilmiyor. İyi çoğunlukla yeterli.

Peki iyinin tanımı nedir? İyinin tanımı kişiden kişiye değişmez mi? İyi ve mükemmel aslında kaliteyi tanımlamak için kullandığımız sıfatlar.

Tecrübelerime dayanarak, öncelikle talep edilen, üretilen çıktı için kalite beklentisinin ne olduğunu öğrenmenin önemine inanıyorum. Bir çok iş ataması yapan kişi, beklentisinin net kalite tanımını yapmıyor. Dahası bir çok kişi kalite tanımını bilmiyor bile olabilir. Biz yine de işin sonunda ne beklendiğini öğrenelim. Bir diğer deyişle “İşin Sonunu Düşünerek” işe başlayalım. İşi veren kişiye “Bitti” tanımlarının ne olduğunu (“Definition of Done”-DoD) ve iş için gerekli olan başarı kriterlerini (“Success Criteria”) soralım.

Sürekli öğrenme ve sürekli iyileşme kavramları kapsamında ne yaparsak yapalım daha iyisi, daha mükemmeli olduğuna ve bunların bireyler tarafından yeterince zaman sahibi ve odaklanma olduğu durumda gerçekleştirilebileceğine inananlardanım. Bu düşünce ışığında, yapılan her işin daha iyisinin yapılabileceğine inanıyorum. Siz de, ben de hangi iş olursa olsun daha iyisini yapabiliriz. Peki yapmalı mıyız?

Mükemmel iyinin düşmanıdır.

The best is the enemy of good.

Voltaire

Kısıtlar teorisine göre sonsuz kaynaklarımız bulunmuyor. Parkinson Kanununa göre işler bitişi için verilen süreyi dolduracak şekilde genişliyor. 20/80 Pareto kuralına göre ortaya çıkan etkilerin %80’i, etkenlerin %20’sinden kaynaklanır, bir diğer deyişle %20 harcanan süre ile istenen değerin %80 üretilebiliyor. Çevik ve yalın yöntemler değer üretin diyor.

Kafanız mı karıştı? Konuyu o zaman biraz daha açalım.

Zaman hayattayken hepimizin eşit olarak sahip olduğu tek kaynak. Bir görev verildiğinde de genellikle önümüze kısıt olarak çıkıyor. Görevler, ölüm çizgisine(deadline) sahip oluyor. İşi bitiremedin mi? Öldün. Veya sıfır-birci yaklaşımla otur sıfır. Oldu-olmadıcı yaklaşımla olmadı. Yine olmadı. O zaman görevin bitiş zamanı bizim için önemli. İş zamanında bitecek.

Bir de bu aktivitenin genellikle belli bir kalite ile tanımlanmış bir çıktısı olması gerekiyor. Bu aktivite belli bir iş (kapsamı var) ile ilgili oluyor. Zaman bitti, çıktı yok mu? Sonucu öğrendik. Otur sıfır veya olmadı.

Bir diğer beklenti ise, “mükemmeli ucuza yap, tamam mükemmel olmasa da iyi işi ucuza yap”. Öyle çok bütçe, çok para isteme. Bütçe de kısıt yani.

Bir de Erdem sen bize iyi, hızlı ve ucuz aynı anda olmaz. Üçünden ikisini seç dememiş miyidin? dediğinizi duyar gibiyim.

Peki biz nasıl iyiyi üreteceğiz.

  • Önce kalite beklentisin ne olduğunu öğreneceğiz.
  • Bu işi yapmak için kısıtlarımızın ne olduğunu dikkate alacağız (zaman, para, …)
  • Risk yönetimi yapacağız, Çevik yöntemlerin dediği gibi konuya iteratif yaklaşacağız, zamanımızı iterasyonlara ayıracağız. Pareto’yu gerçekleştirip zamanı beşe bölsek, ilk iterasyonda %80 değerimiz elimizde olabilir.
  • Yine çevik yaklaşımların önerdiği gibi artışlı (incremental) gideceğiz her iterasyonun sonunda değer katan çıktı üreteceğiz.
  • İşi verenden tüm zamanın bitmesini beklemeden her iterasyon sonunda, hatta gerekirse ihtiyaç duyduğumuz anda, geri besleme alacağız.
  • Bu arada sizin değer yaklaşımınız ile işi isteyen kişinin değer yaklaşımı aynı olmayabilir. Geri beslemeler sırasında, işi veren kişi, çıktıyı gördüğünde, çıktıdan memnun kalarak işi sizin düşündüğünüzden daha önce bitirebilir. (Sizin mükemmele çok uzak diye düşündüğünüz, üzerinde daha bir kaç iterasyon çalışacağınız çıktı, müşteriniz için meğer gerekli değeri yaratıyormuş.)

Yukarıdaki yaklaşımla zaman bittiğinde elimizde değer katan bir çıktımız olacaktır. Mükemmel bir ürün mü? Emin olun bilmiyorum. Ancak müşteriniz tamam diyorsa değer kattığı kesin. İyi senaryoyu anlattık.

Ya kötü senaryo;

Mükemmelin peşinden koşarken:

  • detaylar içerisinde kaybolma,
  • belirsiz bir değer / başarı kriteri ile sürekli değişen kapsam,
  • biten süre,
  • biten bütçe,
  • iyiyi yapma fırsatı varken işe yarar, değer katacak bir çıktı üretememe.

Önce iyiyi üretelim. İhtiyaç varsa; daha fazla zaman ve odaklanma ile mükemmel arkasından gelecektir.

Bu yazı hoşunuza gittiyse, paylaşabilir veya e-posta listesine kayıt olabilirsiniz. Yorumlarınız benim için değerli, iletmeyi unutmayın.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.